08 Eylül 2010 Çarşamba Saat 22:15
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hıdır ATEŞ
ateshidir@hotmail.de
Yazılan tarihe çizik atılır mı?
09 Haziran 2010 Çarşamba Saat 17:26

İkibinde Yenigündem ve Yedinci Gündem gazetelerinde çalışırken, İstanbul’un değişik semtlerinde okur toplantıları ve ev sohbetlerine katılırdım. Bazı dönemlerde Mersin, Adana, Bursa ve İzmir kentlerinde de benzer etkinlikler yapılırdı. Bu faaliyetler sırasında Dersimli ailelere konuk oluyordum. Bunlar arasında tanıdıklarım da vardı. Sohbet sırasında Kürt gazetelerinde çalıştığımı öğrendiklerinde çoğunlukla; ‘Senin o Khurolarla işin ne? Diye tepki verirlerdi. Şaşardım! Öyle bir durumdu ki; ikna etmeğe çabalamak eşyanın tabiatına aykırı, ayrı bir hüzündü.

İçlerinde devrim mücadelesinde şehidi olan, zindanda evladı olan ailelerde olunca, korkunç üzülürdüm!

2000 li yıllardı. Okur toplantıları için Adana’da bulunuyordum. O dönemin yasal partisi olan HADEP’in Adana örgütü, başkan dahil il yönetcileri gözaltına alınmıştı. Bu devlet terörünü kınamak ve HADEP’le dayanışma için Adana’da bulunan demokratik kurumlar, partiler ve sendikalar kitlesel basın açıklaması yapmaya hazırlanıyordu. Akşam konuk olduğumuz evde Kürt Özgürlük Hareketi ve Adana’daki baskınlarla ilgili, çoğunluğunun Dersimli olduğu bir evde sohbet ediyorduk. Dili, kimliği ve özgürlüğü için direniş destanları yazmış ve ağır bedeller ödemiş Kürt halkının mücedelesini okuyamama vardı. Hemde kimi Dersimliler tarafından. Artık tahammül sınırlarımın sonuna gelmiştim. Yarın yapılacak basın açıklamasının çağrı bildirisini cebimden çıkardım ve okudum. Altındaki Pirsultan Derneğinden tutun; Adanadaki demokratik kurumlar, siyasi partiler, devrimci örgütler, meslek kuruluşları ve sendika şubelerinin isimlerin tek tek saydım. Sonra; ‘Değerli Dersimliler, canlar, yoldaşlar! Kürt halkının verdiği mücadele mazlumların zulme ve zalime  karşı mücadelesidir. Kürt Özgürlük Hareketi devrimci bir harekettir. Böyle olmasa bu kadar kurum kuruluş yarın HADEP le dayanışma için basın açıklaması yapar mı? 38 zulmünün izlerini hala taşıyan Dersimliler, yarınki eylemde en önde yer almalılar.’ Dedim. Ve öyle de oldu.

Fakat; Dersim insanını bu denli köklerinden savuran, kendine yabancılaştıran nedir? Yanıtlarını bulmaya çabalardım. Bunda benim yetmezliklerimin de payı var mı, kendimi sorgulardım.

Ülke dışına çıkmadan ‘zazacılık’ söylemlerini duymaya başladım. Eskiden devrimci örgütler içinde yer alan birkaç arkadaşla sohbetim oldu. Dersimlilerin Kürt değil, Zaza olduğunu zorlama teorilerle, yana yakıla anlatmağa çalışıyorlardı. Hallerine sadece güldüm geçtim.

Vaktaki Almanya’ya geldim. Gördümki kumpasın en büyüğü buradaymış. Dersim adı alınarak karumlar kurulmuş. İyi güzelde. Halkın değerlerini yaşatma ve kültürünü geliştirme yerine; varlık gerekçesini Kürtlere kin ve düşmanlık üzerine inşa etmişler. Bir de Dersimli insanların kendine yabancılaşmış, değerlerinden kopmuş ve çaresiz kalmış ortamını görünce kafamdaki sorunun yanıtı netleşti. İdeolojik kimlik bunalımı! Bu bunalıma düçar olanlara yönelik biriki yazdım. Bilimsel zemine davet ettim. Hak getire! Kendi kimliksizliklerini temize çıkarma yerine; Dersimle ilgili yazılı belgelerin gerçek olmadığını pişirmeye çalışıyorlar. İnkar sınır tanımaz da; Dersim halkı kanla yazılan tarihin çarpıtılmasına asla izin vermez. O, Munzur gibi kutsal tarih Dersim’in Kürt, Kızılbaş ve Devrimci kimliğinden alınan  ilmik nakışlarıyla işlendi. Bu böyle bilinmeli!

Ayırdına varmadan bu kumpasın peşine takılan dostlara sesleniyorum. Tamam siz Dersimlisiniz. Dersimlilerin sosyal, kültürel ve siyasal dokularının tayin edici özelliklerini alt alta yazınız. Bir de mevcut kirli akımın tarzını, duruş yerini ve yaşam biçimini yanına koyunuz. Vicdan terazinizde tartınız. Kararınıza saygı duyarım.

Güncele gelirsek. Türk devleti Dersim’i haritadan silmek için her yolu deniyor. Bir festivalde ortak bir ruh ve katılımla gücümüzü gösteremiyoruz. Bu ‘resmen’engeleniyor. Tunceliciler en az yukarıda aktardığım Adana demokratik kitle örgütlerinin duruş çizgisinde olsalardı, ortak ve görkemli bir Dersim Festivali mümkün olurdu. Yazık!

Dersim halkına, aydın ve sanatçılarına mevcut sorunu çözmede büyük sorumluluk düşüyor. ‘İki tarafa da eşit kalma’ gibi söylemlere sığınmak doğru bir tavır değildir. Etrafınıza bakmıyor musunuz? Tahribatları görmüyor musunuz? İki taraf yok ki! Doğru taraf var.

Silkeleyin bu inkarcıları. Silkeleyin ki!

Ya kendini bulacaklar, ya da yakanızdan düşecekler’

Bu yazı toplam 193 defa okundu.
ABDULHADİ MUSA
AKIL MANTIK
sayın hıdır bey her şeyden önce çalışmalarından dolayı başarılar dilerim,gerçekten bu olanları görünce insanın akıl mantığı donuyor,ben bi mardinli olarak eskide yani çocukluğumda hatırlıyorum,büyüklerimiz kürdlerin hası dersimlilerdir derlerdi,bakınız bu sunni kürdlerde adam çetedir,korucudur,ihanetçidir,ama ben kürd değilim demiyor,yan alçak da olsa ken milliyetini inkar etmiyor,en zor dönemde her türlü bedeli veren bu halk şartlerın uygun olduğu bu dönemde,NEDEN BÖYLE FİKİRLER?
12 Haziran 2010 Cumartesi Saat 08:57
Yüksel MUTLU
YANGIN
Mustafa ŞEN
ZULME DİRENMEK
Ercan CENGİZ
Evet – Hayır
Lerzan JANDÎL
Ronîşe kafir! Sifir
Esra ÇİFTÇİ
Çük muhabbeti…
Hasan SAĞLAM
MINETE
ARŞİVDE ARA
SİTE ANKET
Dersim'de Baraj yapılmalımı?
Evet Yapılmalı
Hayır Yapılmamalı
Kararsızım