Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Cengiz KAPMAZ
cengizkapmaz@hotmail.com
Gerilla ile asker arasına girelim
10 Mayıs 2010 Pazartesi Saat 15:39

Dersim harika bir coğrafyaya sahiptir.

Tezattır…

Ona inanılmaz güzelliği veren de bu tezatlığıdır.

Çünkü o tezatlık hem hayranlık uyandırır, hem de insanın her arzusunu tatmin eder.

Çoğu yerde coğrafya asık suratlıdır. Sarp ve yalçındır. Size yol vermez.

Ancak bu sarplık ve yalçınlık insanı iyice yorduktan sonra yerini ucu bucu görünmeyen ovalara bırakır.

Ki o ovalar sizde sonsuzluk duygusu uyandırır.

Ya o berrak ve neşeli akan dereler…

Adeta bir keman ve piyano konçertosu gibidir.

Ovacık’a giderseniz bir nehrin doğuşuna dahi tanıklık edebilirsiniz.

40 gözeden çıkan suyun az ilerde nehre dönüştüğünü görürsünüz.

Dersim yazın bir başka güzel, sonbahar bir başka güzel olur.

Ama baharda bir başka güzel olur.

Karlar erir, envai çeşit renk ve güzellikte çiçekler açar.

Her yeri taze toprak kokusu kaplar.

Dışarı çıkarılan hayvanların neşesi sarar tüm benlikleri…

Her şey güzeldir. Ama sevinemezsiniz.

Sevinciniz kursağınızda kalır…

Çünkü bilirsiniz ki…

Her ilkbahar geldiğinde devlet operasyona çıkar.

Çünkü bilirsiniz ki o dağlardan o tepelerden her ilkbahar geldiğinde cenazeler iner…

Ama asker olmuş, ama gerilla olmuş…

Ne fark eder…

Dünyanın en güzel renklerini, dünyanın en güzel tonlarını, çiçeklerini, tezatlıklarını, derelerini, şelalelerini, sularını, bitki ve hayvanlarını barındıran o coğrafya ölüme beşiklik yapan mekana döner.

Kahrolursunuz…

***

Bu yıl da son 30 yıldır izlediğimiz filmi izliyoruz.

İlkbahar yine tüm neşesiyle geldi…

Devlet yine “inatla” operasyona çıktı.

Bir kez daha çatışmalar, bir kez daha ölümler…

Bir kez daha güzelim o dağlardan inen “insan” cenazeleri…

Ama bu yıl geçen yıllardan farklı bir şey yaptık…

Dersim’e gönül veren aydınlar, sanatçılar, gazeteciler, sivil toplum örgütleri temsilcileri, aktivistler olarak…

Düşündük, taşındık…

Bu böyle olmaz, bu böyle gitmez sonucunda karar kıldık…

Öyleyse bir şeyler yapmalıyız, dedik.

Ve yaptık da…

Bu kez ölümler, operasyonlar karşısında sesimizi çıkartacağız…

Baktık sesimizi duyan olmadı, o dağlara çıkacağız…

Diyeceğiz ki…

Artık yeter..

Ede bese…

Endi beso…

***

Dersim’de bu kararı hayata geçirirsek ilk kez savaşa dur diyen güçlü bir sivil insiyatif örmüş olacağız.

Bu tür insiyatiflere hakikaten büyük ihtiyaç var.

Çünkü bugüne kadar yaşadığımız temel açmaz şuydu.

Dağların zirvelerinde, kimsenin görmediği kuytu vadi ve oyuklarda, asker ve gerilla birbirine girer, ama bunu kimse görmezdi.

Savaş bizim uzağımızdaydı çünkü.

Ama bu savaşı durduracaksak, barışı hakim kılacaksak…

O vadi, zirve ve oyuklara gitmemiz…

Asker ile gerilla arasında sivil barikat kurarak “hayır artık savaşmamalısınız” dememiz gerekiyor.

Yoksa dağ başlarında, ıssız vadilerde baş başa bıraktığımız asker ve gerilla karşılaştığında nasıl duracak?

Biri dursa diğeri onun hayatına son verecek…

O zaman aralarına girmemiz gerekiyor…

Masa başlarından kalkmamız…

Niyetleri bırakıp pratik sahaya inmemiz…

“Ama ölmemelisiniz” dememiz gerekiyor…

***

Kürt sorununu tartıştığım tüm dostlara hep şunu söylüyorum…

Kürt sorunu ancak bir Dersim perspektifi yaratılarak çözülebilir…

Nedir o perspektif…

Vicdan yaratmaktır…

Fark oluşturmaktır…

Farklı kimlik, aidiyetler arasında ürkütmeyen köprü kurabilmektir…

Yaratıcı ve özgün çözümler bulabilmektir…

Farklı kesim ve kategorileri bir araya getirebilme yaratıcılığı sergileyebilmektir…

Tüm bunları hayata geçirmek konusunda Dersim insanı, Dersim kültürü, Dersim hümanitesi daha avantajlı görünüyor…

Türkiye’yi kucaklayan Türkiyelilik boyutu…

72 milleti bir araya getiren, laik Alevi inancı…

Aydınlara ve ilerici güçlere açık duran sol kimliği…

Kimliğini sahiplenen, direngen aidiyeti…

Farklı, özgün özellikleriyle meselelere yaklaşımı…

Tüm bu veçheler Kürt sorununda Dersim Perspektifi yaratmakta Dersimi inanılmaz avantajlı kılıyor…

O yüzden Munzur’da canlı kalkan projesini önemsiyorum.

Çünkü o proje çözümü tetikleyen ilk halka olabilir.

Savaşı bu kez durduralım…

Durdurmalıyız da…

Bu yazı toplam 235 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Yüksel MUTLU
YANGIN
Mustafa ŞEN
ZULME DİRENMEK
Ercan CENGİZ
Evet – Hayır
Lerzan JANDÎL
Ronîşe kafir! Sifir
Esra ÇİFTÇİ
Çük muhabbeti…
Hasan SAĞLAM
MINETE
ARŞİVDE ARA
SİTE ANKET
Dersim'de Baraj yapılmalımı?
Evet Yapılmalı
Hayır Yapılmamalı
Kararsızım